Memur Şirket Ortağı Olabilir mi? Soruşturma Getiren Ortaklıklar Belli Oldu
657 sayılı Kanun memurun bazı şirketlerde pay sahibi olmasına izin veriyor, ancak çıkar çatışması doğuran ortaklıklar soruşturma sebebi. Hukukçu mevzuattaki boşlukları anlattı.
"Memur şirket kurabilir mi, bir şirkete ortak olabilir mi?" sorusu kamu çalışanlarının en çok merak ettiği konuların başında geliyor. Özellikle ek gelir arayan memurlar için bu sorunun yanıtı hayati önem taşıyor; zira yanlış adım disiplin soruşturmasına, hatta memuriyetten çıkarmaya kadar uzanabiliyor. Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Onur Çağdaş Artantaş, memurlar.net'e yaptığı değerlendirmede hem mevcut kuralları hem de mevzuattaki boşlukları ortaya koydu.
657 sayılı Kanun ne diyor?
Artantaş'ın hatırlattığı üzere 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, memurların sermaye şirketlerinde pay sahibi olmasına izin veriyor. Kanunun 28'inci maddesi memurların ticaret yapmasını, tacir ya da esnaf sayılmalarını gerektiren bir faaliyette bulunmasını yasaklıyor. Ancak aynı madde, anonim şirketlerde ve kooperatiflerde ortak olunmasına imkân tanıyor. Kollektif şirkette ortak ya da komandit şirkette komandite (sınırsız sorumlu) ortak olmak ise yasak kapsamında. Limited şirkette pay sahibi olmak mümkün olmakla birlikte, şirkette müdürlük gibi yönetim görevi üstlenmek memuriyetle bağdaşmıyor.
Yani kural kabaca şöyle özetlenebilir: Memur bir şirketin pasif ortağı olabilir, ancak şirketi fiilen yönetemez, ticari faaliyeti bizzat yürütemez.
Asıl risk: Çıkar çatışması
Artantaş'a göre sorun, ortaklığın yasal olup olmamasından çok, görevle çatışma riskinde. Tarım ve Orman Bakanlığı personelinin bir tohum şirketine, bir hekimin özel hastaneye ya da bir öğretmenin özel okul veya kursa ortak olması, 657 sayılı Kanun'daki kazanç yasağından bağımsız olarak ciddi bir çıkar çatışması doğuruyor. Kuruma karşı iş almak, makamı kullanarak menfaat sağlamak ya da görevle çatışan işlem yapmak, kazanç getirici iş yasağından çok daha ağır ihlaller arasında sayılıyor.
5176 sayılı Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması Hakkında Kanun ve yönetmeliği, kamu görevlisinin menfaat durumunu üstlerine bildirmesini ve bu tür ilişkilerden uzak durmasını öngörüyor. Kamu ihale mevzuatında da memurun ve yakınlarının ihaleye katılmasına ilişkin yasaklar bulunuyor. Ancak Artantaş, "Mevcut etik ilkeler ve ihale yasakları riski karşılamaya yetmiyor. Çıkar çatışması konusunda da mevzuat reformu şart görünüyor" diyor.
Mal bildiriminde büyük boşluk
3628 sayılı Mal Bildirimi Kanunu'na göre memur, kendisine, eşine ve velayeti altındaki çocuklarına ait belirli eşiği aşan hisse senetlerini ve payları bildirmek zorunda. Ancak şirket adına alınan taşınmaz, araç ve diğer varlıklar bildirim kapsamına girmiyor. Şirketin eş ya da yakınlar üzerine kurulması da mümkün. Artantaş, bunun mal bildiriminin şeffaflık amacını önemli ölçüde zayıflattığını belirterek, kontrol edilen şirketlerin pay oranı ve temel varlıklarının da bildirime dahil edilmesini öneriyor. Yine de bildirim yapılmış olması, fiili yönetim ya da çıkar çatışması yönünden inceleme yapılmasına engel değil.
Görevden ayrıldıktan sonra da yasak var
2531 sayılı Kamu Görevlerinden Ayrılanların Yapamayacakları İşler Hakkında Kanun, kamu görevinden ayrılanların, ayrılmadan önceki iki yıl içinde çalıştıkları kuruma karşı üç yıl süreyle, o kurumun görev alanıyla ilgili konularda doğrudan veya dolaylı iş almasını yasaklıyor. Artantaş, bu yasağın uygulamada görmezden gelinmeye çalışıldığını, görevdeyken ilişkili bir şirkete ortak olup ayrıldıktan sonra o şirkette yönetici olmanın yasağın kapsamına doğrudan girmeyebileceğini ve burada bir boşluk bulunduğunu vurguluyor.
Denetim nasıl yapılıyor?
Kurumlar etkin bir iç denetim yürütmediğinde ve şikâyetlere karşı sessiz kaldığında tutarsız uygulamalar ortaya çıkıyor. Artantaş, idarenin şikâyet beklemeden kendiliğinden tespit yapıp soruşturmacı atayabileceğini, Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü'nün de bu konuda düzenli görüş yayımlamasının uygulamadaki belirsizliği azaltacağını belirtiyor.
Ortaklık düşünen memur nelere dikkat etmeli?
Şirket ortaklığı düşünen bir memurun öncelikle şirketin türüne bakması gerekiyor; anonim şirket payı ya da borsada hisse senedi almak sorun yaratmazken, yönetim görevi içeren yapılar risk taşıyor. İkinci olarak şirketin faaliyet alanının memurun görev yaptığı kurumla kesişip kesişmediği değerlendirilmeli. Kesişme varsa durumun yazılı olarak amire bildirilmesi, ileride doğabilecek bir soruşturmada memurun elini güçlendirecek. Son olarak mal bildirimi dönemlerinde pay ve hisselerin eksiksiz bildirilmesi büyük önem taşıyor. Kuşkulu durumlarda kurumun personel birimine ya da bir idare hukukçusuna danışmak, sonradan yaşanabilecek ağır yaptırımların önüne geçebilir.